Yrd.Doç.Dr.Levent BİLGİ
 
e-mail:leventbilgi@gmail.com ÖZGEÇMİŞ İzmir’de yokuşlu, merdivenli bir çıkmaz sokağın son evinde dünyaya geldi. Hayatının hali doğduğu yerden belliydi, bu yokuşları tırmanırken çok terleyecekti. Kuşadası’nda uzun uzun denizi seyretmenin, deniz gibi hep dalgalı olmanın hazzını öğrendi. Manisa’da dağlar gibi hırçın olmayı ve kavga etmeyi öğrendi. Manisa Lisesi’nin nasıl olduysa, sayısal bölümünden mezun oldu. Onun içindir ki sayısal işlerden ve para işlerinden ömrü boyunca hiç anlamadı. Mezuniyetten sonra ilk ve onulmaz aşkı İstanbul’a gitti. Bu aşk onu bilhassa ilk yıllarda fena çarptı. Marmara Üniversitesi’ne iki yıl dayanabildi. İkinci aşkı edebiyat’ı keşfetti ve edebiyat okumak üzere İstanbul Üniversitesi’ne geçti. Zeynepkamil’de oturduğu yıllarda en çok sevdiği şey Karacaahmet mezarlığında başıboş dolaşmaktı. Yazmaya da o buhranlı yıllarında başladı. O dönemler dünyanın en önemli ve en bilgili adamıydı. Pek çok yazarın peşine takıldı. Onlardan çok az şey öğrendi. Asıl öğretmenin hayat olduğunu çok geç anladı. Okumaya ve yazmaya aşık olduğunu bu yıllarda fark etti. Üniversitenin son yıllarında Gebze’nin Banliyö trenleri ile tanıştı. Gebze’de dostluğu, iyiliği, paylaşmayı öğrendi. Gebze içinde hep ölümsüz bir aşk halinde kaldı. İlk öğretmenliğine de Gebze Meslek Lisesi’nde başladı. Lise kendisine altı ay dayanabildi. Gençlerin kafasını karıştırdığı gerekçesiyle görevine son verildi. Ama bu liseden hâlâ görüştüğü güzel dostluklar edindi. Dünya ile alakası kesilsin diye, Ordu’nun Aybastı ilçesine gönderildi. Burası denizden bir saat içerde bulutların arasında bir periler ülkesiydi. Mutluydu, zira o da hep bulutların arasında yaşamak isterdi. Tabiatla yaşamayı ve aya dokunmayı burada öğrendi. Bu ikinci öğretmenliğinde de unutulmaz dostluklar edindi. Evlilik adamı olmadığını bildiği halde İstanbul’dan evlendi. İlk kızı o Tuzla’da askerlik yaparken doğdu. Askerlik dönüşü dağlarda daha tehlikeli olduğu için göz önüne, Ordu’ya alındı. O denize aşıktı. Ordu’yu ve insanlarını çok sevdi. Bir sene sonra Zonguldak Anadolu Lisesi’ne gönderildi. Ağaçların arasında âdeta bir ormanda, çatı katında yaşadı. İstanbul’da öğretmen olmayı planlarken yukarılardan bir gülümsemeyle Harran Üniversitesi’ne araştırma görevlisi olarak girdi. Burada İsmet Özel üzerine Yüksek Lisans yaptı. Deliliği biraz hemşerisi Özel’den gelir. Üzerine muska takmadan konuşmayı da ondan öğrendi. Çanakkale 18 Mart üniversitesinde sınavla doktora kazandı. Görevlendirmeyle gittiği bu şehirde bir buçuk yıl kaldı. Bu güzellikler şehrinde geceler boyu yalnızlığın, saatlerce boğazı seyretmenin hazzına vardı. 28 Şubatın cilveleri ona da ulaştı ve Çanakkale doktorası iptal edilip Marmara Üniversitesine doktora için gönderildi. Bu sürgünde İnci Enginün, Zeynep Kermen, Abdullah Uçman gibi edebiyatın duayenlerinden ders alma gibi harika bir fırsat yakaladı. Sema Uğurcan gibi tecrübeli bir hocadan Türk Romanında Göç tezini çalıştı. Bu tez onu sadece Balkanlarda ırkçılık rüzgârlarıyla katledilen beş milyon civarındaki Türk’ün dramıyla karşılaştırdı. Sırf Türk oldukları için öldürülen insanların yol ortalarına dağılmış resimlerini görünce ırkçılığın her çeşidine düşman oldu. Doktora eğitimi sonuna kadar İstanbul, Harran, Marmara, Çanakkale, Gazi, Mimar Sinan Üniversitelerinden pek çok değerli hocalardan unutulmaz dersler aldı. Her hoca kendisine çok şey kattı. 2006 yılında Harran Üniversitesi’ne geri döndü. Bir yıl sonra Yardımcı Doçentliğe atandı. Bu ikinci Urfa hayatı ona sevgiyi, barışı, kardeşliği, ruhdaşlığı öğretti. Her tür ırkçılığa olan düşmanlığı burada daha da pekişti. Burada ebedi dostluklar edindi. Öğrencilerini ve derslerini hep çok sevdi. Edebiyat aşkı hiç tükenmedi. Kırkbeşli yaşların bunalımlarını burada yaşadı. Şimdilerde kendisiyle, ama hep kendisiyle uğraşıyor. Dosto’nun dediği gibi “İnsanlara olan saygısını yitirmemek için insanlardan uzak duruyor.” Okumak, düşünmek ve yazmak için hiç olmadığı kadar zamanı ve şevki var. Ve şimdi o, birçok sayfasını atlayarak bitirdiği hayat kitabının en başından başlamak istiyor. Bu cihana sığmadığının ve hiçbir zaman da sığamayacağının bilinciyle, ölüm çok yakındaymış gibi yaşamak istiyor. ÇALIŞMALARI A. Yapılmış Olan Seminer, Konferans ve Paneller: “Mehmet Akif’den Günümüze Özgürlük Mesajları”, 27 Aralık 2010 Tarihinde Şair Nabi Kültür Merkezinde Mehmet Akif’i Anma programında yapılan konuşma. “Mehmet Akif ve Şiirlerinde Hürriyet”, 12. Mart 2011 tarihinde Harran Üniversitesi Mehmet Akif’i Anma programında yapılan konuşma. “Türk Edebiyatında Çanakkale Savaşları ve Zaferi,” 19 Mart 2007, Harran Üniversitesi’nde Çanakkaleyi Anma programında yapılan konuşma “Good Words Anoint A Man, İll Words Kill A Man,” 30 Mart 2007 Tarihinde Siverek’te Kitap, Kültür ve Düşünce panelinde yapılan konuşma. B. Yayınlanmış Olan Kitaplar ve Ders Notları: “Osmanlı’dan Yeni Türkiyeye Türk Romanında Göç” ,İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Araştırma Merkezi Çalışması, Türk Sosyolojisi Araştırmaları, Sosyoloji Yıllığı: Kitap 15, Sosyoloji ve Coğrafya. “Hilmi Yavuz’un Şiirlerinde Varoluşsal olarak Yalnızlık”, Mardin Artuklu Üniversitesi Kültür Yayınları, No: 2, Hilmi Yavuz, Mart 2010, Mardin. Yalnız Adam, Roman, YA Yay, 2003, İstanbul C. Yayınlanmış Olan Hakemli Makale: “Yahya Kemal’in Şiirlerinde Varlık/Yokluk Sorgulamaları”, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S.2, Ekim 2011, Manisa. “Düşünmek İçin Sıradışı Bir Bilmece: Kassandra Damgası”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, S:39, C.11, Kış 2012 “Ahmet Yorulmaz’ın Romanlarında Öteki Olarak Türk Rum İlişkileri”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, İstanbul, 2007 S. 17. “Cemil Meriç’in Jurnalinde Edebiyatçılarımızdan Seçmeler”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, S.22, Ekim 2007. “İran Edebiyatı Tarihi”, Nüsha, Hakemli Şarkiyat Araştırmaları Dergisi, S. VII, Kış 2006, Ankara. D. Sempozyum ve Kongrelerde Sunulmuş Olan Bildiriler: “Bir Arap/Osmanlı Şairi Olarak Ahmet Haşim’de Arabistan Kültür Unsurları”, Uluslar Arası Türklerin Gözüyle Araplar Sempozyumu, Suriye, Laskiye. “Emanet Çeğiz Romanında Bir Yunan Ailesinden Bir Türk Ailesine Hediye” , Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Uygulama Merkezi, Türk Kültüründe Hediye Sempozyumu, 16-17 Kasım 2005. “Üç Kadın Romancıda Savaş ve Göç Çocukları”, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Uygulama Merkezi, Savaş Çocukları Öksüzler ve Yetimler Sempozyumu, 31 Ekim-1 Kasım 2002. “Beş Türk Şiirinde Hapishane Mukayesesi”, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Uygulama Merkezi, Uluslar arası Hapishane Sempozyumu, 4-5 Aralık 2003. “Cahit Sıtkı Tarancı’nın Mektuplarında Edebi Şahsiyetler Hakkındaki Düşünceleri” Doğumunun 100. Yılında Uluslar arası Cahit Sıtkı Sempozyumu, 7-9 Ekim, Dicle Üniversitesi, Diyarbakır. E. Hazırlanmış Olan Seminer ve Tezler: “Asaf Halet Çelebi’nin Şiirlerinde İnsan”, Haz. Mustafa Akay “Orhan Pamuk’un Romanlarında Aşk”, Haz. Tülay Karatekin “Fatma Barbarosoğlu’nun Hayatı, Sanatı ve Eserleri”, Haz. Kübra Yalçınkaya

BOLOGNA PROCESS